Teddy Ödülü, 1987 yılından beri Berlin’de çeşitli bölümlerde yarışan LGBT temalı filmlere verilen, önceki sahipleri arasında Pedro Almodovar (The Law of Desire), Derek Jarman (Wittgenstein) ve Francois Ozon (Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları) gibi isimlerin bulunduğu; daha yakın örnekler arasında da John Cameron Mitchell’in Hedwig‘i ya da Todd Haynes’in Poison‘u gibi filmlerin olduğu hayli prestijli bir ödül. Bu sene bu ödül hit filmlerimizden Ira Sachs’in Keep the Lights On‘a verildi! Filmi 25 ve 26 Şubat’ta AFM Fitaş 4′de izlemek için hala şansınız var.
Bu biraz anti-sevgililer günü olacak ama sizi sevgilisinden ayrıldıktan sonra dünyanın sonunu getirmeye karar veren kahramanlarımızın hikayesine davet edebiliriz. Yanıcı maddeyle yaklaşmamanız tavsiye olunur!
Grunge akımı bizi büyüttü. Kurt Cobain intihar ettiğinde nerede olduğunu anbean hatırlayan gençler çocuklarına Kurt amcalarını dinletmeye başladı bile, Francis Bean büyüdü, annesini mahkemeye verdi ve babasına benzeyen bi adamla nişanlandı ama sabun köpüğüne dönüşmemiş 90lar ve grunge hareketi, hala bitmeyen, tükenmeyen ve de iç gıcıklatıcı sefil çekiciliğiyle hala bir yerlerimizde soluklanmaya devam ediyor.
Hole’un bateristi Patty Schemel’in yaşamının ve nerdeyse ölümünün anlatıldığı Hit So Hard, !f Music filmlerimizden. 90larda lezbiyen bir punkçı olmak, Kurt Cobain ve Courtney Love ile aynı evde yaşamak, bolca narkotik macera ve erkeklere atfedilen bateristliği feministçe diz getirmek. Hit So Hard demişler adına.
Küçücük hissettim bu filmi seyrederken. Mağdur olan ben olmama rağmen karakollarda geçirdiğim zamanlarda olduğu gibi, ilk okulda saçma sapan bir nedenden azar işitirken hissettiğim gibi, gereksiz yere üstüme gelinen ama sesimi çıkartamadığım her seferinde ne kadar küçücük hissettiysem film boyunca o kadar küçücük hissettim. Hem de tüm insanların küçücük olduğunu, hepimizin kolay yenilir yutulur olduğumuzu, biz farkına bile varmadan küçücük yapıldığımızı hissettim.
Bir de birileri var bu filmde, mesela Danimarka’da bisikletlerle eylem düzenleyen İngilizler var, Nepal’de tiyatro ile köylülere birlikte durup sesinizi çıkartabilirsiniz diyen bir grup var, Mısır’da elinde darbuka sokaklarda politik şarkılar söyleyerek halkın ilgisini rejiminin eziciliğine çekmeye çalışan bir avuç genç insan var. Onları gördükçe ufak ufak rahatladım. Onlar da küçücük, küçük küçük adımlarla değiştirmeye çalışıyorlar dünyayı. Kendilerinin iki katı polisler tartaklıyor, hiç bir şey yapmıyorlar. Gidin buradan deniyor, tamam diyip köşeyi dönünce tekrar başlıyorlar. Direniyorlar, itaat etmeden, küçülmeyi kabul etmeden ellerinden ve içlerinden gelen neyse onu yapıyorlar.
Yeni Tuhaf Amerika müzikleri eşliğinde Devendra Banhart, Vetiver ve Joanna Newsom turnede.. Cuma’nın Müziği’nde bu hafta !f Music filmlerinden Family Jams‘den bir mırıltı verelim dedik.
Soğuklara karşı sahlep kıvamında canımızz Devendraaa!!!
Belki en güzel tarafı filmleri paylaşmanın getirdiği his. Elinizdeki çok güzel bir şeyi çok sevdiklerinize göstermenin hissi. Avuç içinde tutularak saklanacak, azıcık aralayıp ‘bak ne güzel’ denecek kadar değerli şeyleri hiç tanışmadığınız halde çok yakın hissettiğiniz bir sürü insana verebilmenin mutluluğu. Paylaşarak yalnız olmadığınızı hissetmek.
Filmleri ve onlarla kapısını açtığımız dünyaları çok seviyoruz. Nasıl yapsak da bizimle burada olamayanlara filmlerimizi götürsek derken ortaya çıktı !f 2 . Biz bir yandan koca bir festivali hazırlarken Türkiye’nin bir sürü şehrinde küçük küçük festival hazırlıkları da yürüyor. Kıbrıs’ta, Orta Doğu’da da herkes hazırlanıyor. Gösterim salonlarını, broşürlerini posterlerini hazırladılar, son denemelerini yaptılar. Şimdi festivalin son hafta sonunu bekliyoruz. !f 2 24 Şubat’ta ilkfilmi If A Tree Falls ile başlayacak. 25 ve 26 Şubat’ta Terri‘yi, Tahrir 2012‘yi, Machete Language‘i ve Burada‘yı aynı anda 27 şehirde 15.000 kişi hep birlikte seyredeceğiz.
En heyecanlı kısmı en sonunda! Canlı yayınla konuğumuz olan yönetmenlere her yerdeki izleyicilerimizden sorular gelecek ve yanıtları hep birlikte tartışacağız.
!f 2012, festival altında, 02 Şubat 2012 Perşembe, selin erkok tarafından yayınlandı. – 1 Yorum
Bu yıl !f istanbul’un çok özel bir konuğu var! İngiliz aktör Rupert Everett, 26 yaşındaki eşcinsel Ahmet Yıldız’ın babası tarafından öldürülmesini konu alan Türk filmi Zenne’nin özel bir gösterimini sunacak.
Ahmet Yıldız cinayetini öğrendiğinde İstanbul’da Lord Byron hakkında bir belgesel çekiminde olan Everett, Türkiye’de gay olarak var olmanın zorluklarını fark eden ve bununla ilgili açık gönüllü yorumlarda bulunan isimlerden biriydi.
Kariyerinde ve hayatının her noktasında açıklığını koruyan Everett de dürüstlüğü nedeniyle pek çok zorlukla karşılaştı, ve karşılaştıklarını da aynı dürüstlük ve samimiyetle dünyaya aktardı.
Dün gece tütütü maşallahlarla, nazar değmesinler büyüsün kocaman olsun inşallahlarla !f Music‘i başlattık.
Açılış filmi Chemical Brothers’ın Fuji performansından çıkan film Don’t Think oldu. ‘Sinema salonunda olmak yerine orada, Fuji’de konserde olmak istiyorsunuz, yapacak tek şey koltuklara aldırmadan kalkıp dans etmek oluyor.’ dedi izleyenlerden bazıları. Dedikleri gibi, düşünmemek gerekiyor. Geriye kalan 3 gösteriminde, hiç düşünmeyin, tereddüt etmeyin, kalkın dans edin.
festival altında, 18 Ocak 2012 Çarşamba, selin erkok tarafından yayınlandı. – 7 Yorum
Son onaylarımızı aldık, şaşıbakşaşır yapıp katalog revizyonlarımızı bitirdik, sevgili ajanslarımızın tatlı tatlı sevinçlerimize, paniklerimize ve heyecanlarımıza şahit olmalarını izledik (onları o kadar çok seviyoruz ki!!), 3 sinir krizi, 1 kar fırtınası, çeşitli saçbaş yolmaca ve nedeni belirsiz gelen kahkaha tufanları ile katalogumuzu baskıya doğru yola çıkardık!!
!f 2012′nin yeni kapılar açacak filmlerine, keyif aldıracak etkinliklerine ve eğlenceli partilerine 1 aydan az zaman kalmışken, tüm programımıza Salı günü websitemizden ve önümüzdeki Cuma günü kataloglarımızdan ulaşabilirsiniz!
Oscar ödüllü film Piyano için yaptığı beste üç milyon kopya satan müzisyen aynı zamanda sayısız orkestral bestenin de sahibi ve Michael Nyman Band’de piyanist olarak çalıyor.
!f İstanbul 2012′nin ilk etkinlik fısıltısı: Kameralı Nyman! Michael Nyman’ın ilk uzun metrajlı filmi olan Kameralı Nyman‘ı festivalde sunacak olan Nyman ayrıca sesle görüntü arasındaki ilişki hakkında, Sine Opera olarak adlandırdığı kısa filmlerinin derlemesi olan programdan parçalar gösterdiği özel bir konuşma da yapacak.
Müzik dünyasının duayenlerinden birini ilk elden canlı dinleme fırsatını kaçırmayın.
Tarih : 19 Şubat Pazar
Yer : SALT Beyoğlu Açık Sinema
Saat : 17:00 – 18:00
!f İstanbul, 11. Açılış Partisini gururla sunar! Kate Simko ((US) Live + DJ Set) Nisan 2011’de Berlin’de yarattığı çığır açan canlı ‘A/V’ şovu ile Asya, Avrupa ve Amerika’da Fabric, Verboten (New York), Culture Box (Kopenhag), Cocoliche (Buenos Aires), Rex Club (Paris) gibi kulüplerden sonra Ghetto’da! Jeffrey Weeter’ın gerçek zamanlı video kurgusu ile Kate Simko’nun canlı performansı birleşiyor ve ‘Canlı Sinema’ adını verdikleri 2011 şovu İstanbul’lu müzikseverlerle buluşuyor.
Açılış partimize kadar sabretmenize içimiz razı olmaz diye Paris Rex Club’daki performanslarını önce kendiniz görün istedik!
festival, filmler altında, 08 Aralık 2011 Perşembe, selin erkok tarafından yayınlandı. – 1 Yorum
Twitter’da birleşenler, Facebook’tan haberleşenler, sokaklarda doğup sokakları için savaşanlar, dünyanın dört bir köşesine yayılmış kıpırdanmalar, müzikle, filmle, sanatla hem kendilerini ifade etmeye hem de etraflarını hareketlendirmeye çalışanlar, Arap Baharı, Occupy dalgası.. Koca şirketlerin, dev politik anlaşmaların, kırılamaz otoritelerin altında kendileri, çevreleri ve içinde yaşadıkları toplum için, değişim için küçük adımlardan büyük koşulara ulaşan güzel insanlar.. Bölümüzün adı işte bu güzel insanlardan ilham aldı: People Power !
People Power’ın ilk filmi ise Tahrir 2011: İyi, Kötü ve Politikacı. Gündemimizden düşmeyen Tahrir Meydanı’nda yaşananları konu alan ve festivallerde çok konuşulan Tahrir 2011: İyi, Kötü ve Politikacı şüphesiz bu bölümün en çok tartışılan filmlerinden biri olacak. Tamer Ezzat’ın yönettiği ”İyi” Tahrir Meydanı’na ve oradaki kahramanlara yöneltiyor kamerasını. Ayten Amin’in ”Kötü”leri Mübarek’in protestoları çökertmek için görevlendirdiği polis kuvvetlerinin ezberlenmiş otorite inançlarına bakıyor. Ve ”Politikacı”, Amr Salama’nın elinde 30 yıllık bir diktatörün adımlarını izliyor. Nasıl bir diktatör olunur, diktatör olarak kalmak için ne yapılır, kimdir bu Mübarek diyor..
2012 ile dünyanın sonunu beklemek yerine, yeni bir dünyaya hazırlanmak gerekiyor. Dünyanın her yerinde değişim var. İnsanlar daha farklı bir dünyayı bir araya geldikleri meydanlarda ve yürüyüşlerde tasarlamaya başladılar bile.
Occupy Oakland
Biz de tüm algılarımız açık bakıyoruz dünyaya. Hareketlenişini hissediyoruz ve değişimini görebiliyoruz. Kendi hareketlenmemize, dünyanın her yerinde sokaklarda ve meydanlarda olanlardan ilham alarak başladık. 2012 senesine yeni bir dünyanın nasıl yaratılacağını adım adım takip eden filmlerle hazırlanıyoruz. İnsanların dünyanın her yerinde ortak olan hikayelerine ve dünyayı değiştirme isteklerine odaklanıyoruz.
Ortaya çıkan daha cesur bir dünya olacak mı henüz bilemiyoruz ama daha farklı bir dünyayı yaratmak için cesaretini toplayıp yola çıkmış herkesle birlikte heycanla, olanları takip ediyoruz. Filmlerle beslendiğimiz kadar, bize uzaklarda olanları anlatanlar da besliyor bizi.
Bu akşam Cesur Yeni Dünya’dan Filiz, bize tüm hareketlenmelerin en çok ses getirenlerinden birini anlatıyor.
Dünyayı değiştirebileceğimizi bilmek için bol bol umuda ihtiyacımız var.
Yaptıklarımızın farklılık yaratabileceğini ve aslında parçası olmaktan içten içe, sessizce utandığımız sistemlerden çıkabileceğimizi bazen birilerinin bize fısıldaması gerekiyor.
Bir resim binlerce kelimeden daha kuvvetli olabiliyorken, sizleri sistemlerin değişebileceğine ve hayatın sürdürülebileceğine olan inancınızı tazelemek için Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’ne davet etmek ve yaratıcıları Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi ile tanıştırmak istiyoruz.
Sizin ve bizim gibi, yaşamın sürmesi için küçük ve büyük değişimlerin gerekli olduğunu hissedenlerin ‘yaşamı çoğaltacak’ projeleri hayat geçirmek adına bir araya geldiği sivil bir oluşum Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi. Sayfalarından sürdürülebilir yaşamla ilgili kocaman bir yolculuğa çıkabilir ve başka kaynaklara da ulaşabilirsiniz.
02 Aralık’ta başlayacak olan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, dünyayı ne kadar değiştirebileceğimizi anlatan filmlere ve sohbetlere ev sahipliği yapacak. Festival mekanları Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi ve Pera Müzesi Oditoryumu.
Bizdeki hareketlenmenin farkındasınızdır. Ofisimize her gün yeni paketler geliyor, içinden birbirinden enfes filmler çıkıyor, oturup hangisini nereye koyacağımızı düşünüp kafa patlatıyoruz. Bir yandan da kendimizi yeni teknolojileri, dijital dünyanın bizi getirdiği yeri ve bunun sinematografik hayatlarımıza etkisini düşünürken buluyoruz.
Biz 2012 programı için yeni dünyaları düşünürken Sundance Film Festivali’nin New Frontier bölümünün programı açıklandı. Bu yıl altıncı senesini kutlayacak olan New Frontier, sanat, teknoloji ve öyküanlatıcılığının bir araya geldiği enstalasyonları, multimedya gösterilerini, transmedya deneyimlerini ve panelleri bir araya getiriyor. Böylece beyazperdeden sokağa ve kişilerin hayatlarına yayılan sinema deneyimi geleceğin habercisi olma görevini de üstleniyor. Bölümün bu seneki alt başlığı da Future Normal zaten. Yani gelecek mi normal, normal olan mı gelecek sorusunun cevaplarının tavuk ve yumurta konsepti içerisinden incelenme hali..
Interaktivite, teknoloji, dijital dünya, oyun ve anlatılan hikayeler.
Ha geldi ha geliyor derken 10. sene de geride kaldı.
Ama !f istanbul’un seyircisinden bu sene son bir isteği vardı.
Sene sonu anketimize lütfen 2 dakikanızı ayırın, yolumuzu bulmamıza yardımcı olun.
Ama bazı şeyler var ki, hemen gelecek sene olsun hemen bir kez daha festival yapalım dedirtiyor.
!f ² filmlerini 25 kentte toplam 7000 kişi izledi dediydik ya, yavaş yavaş oradaki ortaklarımızdan ve izleyicilerimizden yorumlar da gelmeye başladı. Paylaşmanın ne kadar güzel olduğunu biliyorduk ama duyduklarımız bizi kocaman gülümsetiyor, güzel bir işi, hep beraber yaptık diyoruz.
MUBI’ye imkansızı pürüzsüz bir şekilde gerçekleştirmemizi bir kez daha sağladığı için, Anadolu Kültür’e bizi Anadolu’daki ortaklarımızın çoğuyla tanıştırdığı için, Avicon ve Media Nova‘ya soru-cevap seanslarımızı sorunsuz paylaşmamızı sağladıkları için ve tabii tüm !f ² ortaklarına filmlerimizi bizimle birlikte izledikleri ve izlettikleri için bir sürü bir sürü teşekkür. Aramızdan özellikle Duygu ve Ece’ye bir de tabii- çok uykusuz geceler geçirdiler.
Katılımlar gösterim başına 150 ile 250 kişi arasındaydı… “Kadınlar Kahramandır” filmi en beğenilen film oldu.
Emrah Cevher, Mersin
!f istanbul’un benim için en önemli misyonu sınıraların yok sayılmasıdır. Bugün her ne kadar ülkeler birbirine vize uygulasa da, aslında bu yeni teknolojiler sayesinde altı oyulmuştur. Sesimiz, fotoğraflarımız, ürünlerimiz sınır tanımdan her yere gidiyor… . Aynı anda farklı sinema salonlarında farklı şehirlerde yaşayan insanlarla aynı filmi izlememenin keyfi çok fazladır. İnsanlar artık bu festivali bekliyorlar. Afişleri astığımızda insanların yüzlerindeki sevinci görebiliyordum. Önümüzdeki sene film sayısının artırılmasını istiyorum.