Arka Bahçe terör değil, düşünceye, sanata özgürlük istiyor.
etraftan, günlük, hayat altında, 15 Şubat 2012 Çarşamba, Serra Ciliv tarafından yayınlandı. – İlk yorumu siz yapın
Her gün yeni, kötü, aklımızın almadığı haberlerle uyanıyoruz.
Her gün yeni, kötü, aklımızın almadığı haberlerle uyanıyoruz.
Herkes gibi çok üzgün ve olayın trajikliğinin şoku içerisindeyiz.
“Ben bir sinemacı olarak, geçmişin kendi kişisel geçmişim olarak şimdiki zamana sürüklendiğine inanıyorum. Filmin sonundaki ağaç aslında Voyage to Cythera‘daki ağaç, kendi sinemasal peyzajıma bir referans bu. Bu film boyunca, iki çocuk farklı bir manzaraya ulaşmak için sinemasal bir peyzajın içinden geçip, bence, sonunda onlara yeniden umut vaadedecek bir yere ulaşırlar. Dünyanın sinema tarafından kurtarılabileceğine inanmak isterim. Sinema benim dünyam ve bütün yolculuklarımın amacı olan şeydi. Her zaman beni büyüleyen küçük bilinmeyen ütopyaların peşindeyim ve filmlerimle başladığım yolculukların da bununla ilgili olduğuna inanmak için elimden geleni yapıyorum.” (Theo Angelopolous: Interviews, haz. Dan Fainaru, University Press of Mississippi, s. 64)
Hatırlıyor musunuz, yüzbinler olarak yürümüştük caddelerde bundan beş yıl önce. ‘Arkadaşımı yok edemezsin,’ demek için.
Hrant’ı kişisel olarak tanıyanlarımız coktu zaten, ama yıllarla daha da çok arttı, tanıyanı, bileni, seveni. Hrant bizim arkadaşımız.
Beş yıl boyunca cinayetin yargılanma sürecini hepimiz içimiz burkularak, öfkelenerek, isyan ederek izledik. Yarın son mahkeme.
19 Ocak 2012 Perşembe günü Hrant Dink’i olabildiğince büyük bir kitlenin katılımıyla anabilmemiz çok önemli. Saat tam 13’de Taksim Meydanı’nın Elmadağ’a olan yönünde toplanacağız ve AGOS’un önüne yürüyeceğiz.
Video kameralarını dünyadaki insan hakları ihlallerini belgelemek için kullanan witness.org‘dan sokakları,
meydanları çekerken dikkat etmemiz gerekenler listesi:
1. Ekipmanınızı iyi tanıyın. Pil ömrünü kısaltan özelliklerini kapatın ve her yedek pil, boş hafıza kartı ve yedeklerini yanınızda bulundurun. Bir askı takın veya kameranızı bileğinize bağlayın. Eğer mümkünse saat ve tarih gösteren fonksiyonları açık tutun.
2. Çekerken sabit durun (minimum 10 saniye), çok yavaş pan yapın, zoom’dan kaçının, mümkün olduğunda daha yakına gidin. Geniş, orta ve yakın gibi farklı açılardan öekmeye çalışın. Orada olmayan insanlar için çekim yapın, gerçekten neler olduğunu anlayabilecekler mi? Eğer rahatsız edilirseniz, çekime devam edin!
3. Günü, tarihi ve yeri her zaman yakalayın. Kalabalığın büyüklüğünü ve davranışlarını ve polisin duruşunu alacak açılarda bulunun. Polisin verdiği emirleri ve izinleri çekin. Polisler barikat kurduğunda ve kaldırdığında çekin. Protestoyu veya protestocuları kaydeden polisleri de çekin.
4. Detayları yakalayın. Eğer şiddet uygulanıyorsa zamanı, yeri, kişileri ve genel davranışları kaydedin. Görevlilerin numaralarını kameraya yansıtın. Mümkünse yukarıdan, veya çok aşağıdan çekim yapın. İçeriği anlatan konuşmalar ekleyin.
5. Takım çalışması yapın. Çekimi siz yapıyorsanız, size göz kulak olacak bir arkadaşınızla çalışın. Eğer bir takım olarak çekim yapıyorsanız, farklı bölgelere dağılın ve aynı olayı farklı açılardan çekin. Eğer risk altındaysanız hafıza kartınızı bir arkadaşınıza verip boş bir hafıza kartı yerleştirin ve çekime devam edin.
Yüklediğiniz dosya editlenmiş veya editlenmemiş olsun, çektiklerinizin kolayca bulunması için aşağıdakiler önemlidir. Occupy gibi hareketlerle ilgili yüzlerce video bulunabilir, ancak bir çoğu önemli bilgilerden yoksundur. Yüklemeden önce benzer videoları aratın ve kullanılan tag’leri bulun. Videolarınızı MUTLAKA tag’leyin. Yüklerken bir Creative Commons lisansı seçin, böylece videolarınız başkaları tarafından da kullanılabilir ve arşivlenebilir olsun.
1. Başlıklarınız kısa ve tanımlayıcı olmalı. Tarihi, yeri ve zamanı eklemelisiniz. Başlıkta sizin videoyu ararken kullanabileceğiniz kelimeler bulunmalı.
2. Videonuzu iyi tanıtın. Her zaman zamanı, yeri ve kayıt sırasında, öncesinde ve sonrasında olanları ekleyin. Mümkünse izleyenlerin daha fazla bilgi edinebilecekleri bir web adresiyle başlayın
3. Videolarınızı tag’leyin. Yer, zaman, şehir, lokasyon, ve olayla ilgili tanımlayıcı kelimeleri bulundurun. Daha önce kullanılmış tag’leri de eklemeyi unutmayın.
4. Eğer bazı yüzleri mozaikleme ihtiyacı hissetiyseniz veya birinin zarar göreceğini düşünüyorsanız videoyu yüklemeden önce iki kez düşünün.
5. Videonuzu sabit bir diske kaydedin. Youtube ve benzeri kanallara videonuzu koruma konusunda güvenmeyin. Hukuki veya teknik sebeplerden dolayı videonuz yayından kaldırılabilir. Orijinal videoyu bilgisayarınıza kaydedin, ve mümkünse harici bir diskte yedeğini tutun.
2012′ye girmemizle dünyanın sonuna bir sene kalmış olabilir.
Biz hala oflaya puflaya yaptıklarımızı yapmaya devam ededuralım, okula koşup sınava girelim, işe gelip telefonlar edelim, belki de yatcaz-kalkcaz bitecek dünya. O son saniyelerde gözümüzün önünden film şeridi gibi geçen hayat güzel olsun en azından. Ya da yeterince iyi film şeritleri görmüş olalım o zamana kadar.
Diyelim dünyanın sonu gelecek, diyelim son bir sene kaldı sadece. Ölmeden önce hangi filmler izlenmeli?
Koca bir liste çıktı bizden, bir ihtimal işi bırakıp sadece film izleriz 2012′de

Bunu cıvıtabiliriz;
Filtreniz nasıl olursa olsun, herkese erişiminiz olsun
Hangi filtrede erişiliyor ve erişiyorsanız
Giderek girdiğim ana haber tadından ben utandım, demek ki kafamda bir yerde sansürle ana haber ilintili… ne varsa alternatif medyada var şekerim.. o da filtreli.
!f olarak gururla duyururuz, bizim filtremiz …. biz de bilmiyoruz, kafalar karışık filtre konusunda, ama aile filtresinden de çocuk filtresinden de geçtik, bunu gururla sunabiliriz.
Öteki Sinema çocuk filtresine takıldı. Çocukların belli saatlerden sonra korku filmleri seyretmeleri son derece zararlı olduğu için internet kafelerde ve okullarda açılmıyordu site (Hayır kesinlikle o-piti-piti diyerek karar verilmiyor hangi sitenin hangi filtre için uygun olduğuna). Ama “A Serbian Film” yazıları ” sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur. ” denilerek mahkeme tehdidi ile sansürlendi. Tü-kaka bir filmle ilgili yazı yazdıkları için çok kızdı BTK.
Başka sitelere de ihtarlar gelmeye başladı. Bu ihtarlar tabi ki öyle otomatik gelmiyor, birileri site hakkında BTK’ya şikayette bulunmuş oluyor. Ama o şikayetin ne olduğunu öğrenmek mümkün değil. İhtar gerektiren konunun ne olduğunu anlayamıyoruz böylece. Ama bir sürü kocaman kocaman kelimeler dolu mektuplar mailler geliyor, haliyle ufak da olsa bir endişelenme başlıyor, nihayetinde bunu yazarsak kapatırlar mı bizi diye sormadan olmuyor. Oto-sansür en ekonomik sansür paketi.

2011′de ilham aldıklarımız
• Sokaklar bizim diyen Araplar (Tunus, Tahrir, Bahreyn, Suriye..)
• Uyanın, umutlanın diyen Amerikalılar (Occupy NY, LA, Oakland, Chicago)
• Ge-li-yo-ruz diyen liseliler (YGS skandalı sonrası örgütlenen öğrenciler)
• Sular hepimizin diyen Karadenizliler ve ineğini satıp kredi çekerek bile olsa karşı durmaya devam eden Kazım Delal
• ‘Olan biten her şey tabi ki kafanın içinde, Harry, ama neden bu onların gerçek olmadığı anlamına gelsin ki?’ — ailemizin büyücüsü Dumbledore (Harry Potter film serisinin sonuncusu)
• Bilgi özgür olmalıdır diyen internet aktivistleri (Anonymous, Assange, Wikipedia gönüllüleri )
• 20cm’in altında lüfer avlanmaz dedirten sivil toplum sesi
• Işık hızından da hızlı hareket edebilen partiküllerin olabileceğini söyleyen bilim insanları (CERN deneyleri)
• Güneşin merkezine dalıp kurtularak mucize ilan edilen cesur Komet Lovejoy
• Bir Zamanlar Anadolu ile başyapıt dedirten Nuri Bilge Ceylan
• Yüzyılın son bilge dedelerinden Jodorowsky’nin konuşması
• Sinemanın crowdsource sularına dalmasıyla gerçeğin kendisini, olayları yaşayanların her birinin gözünden görmemizi sağlayan filmler
• Kickstarter ve benzeri oluşumlarla çorbada herkesin tuzunun bulunduğu yapımlar
Bizim adımıza, bizim güvenliğimiz için verilen kararlar var. En büyüğü 50 kişilik olan duruşma salonlarında, içeriye ayakta izleyici almadan.
Yavaş yavaş bizim için önemli olanlara sahip çıkmayı öğrenmemiz gerekiyor. Sinemamızla, suyumuzla, kardeşlerimizle, gazetecilerimizle ilgili, bizim iyiliğimiz için kararlar alınırken biz eksik oluyoruz, sonra da suyumuz, sokaklarımız bizden alınıyor, yazarlar tutuklanıyor, düşünce özgürlüğünü savunanlar öldürülüyor.
Yarın,
Oda Tv duruşması Çağlayan Adalet Sarayında, 10.30′da.
Hrant Dink duruşması Beşiktaş Adliyesi’nde, 10.00′da.
Yazık ki sadece bir yerde olabiliyoruz. Ama en azından birinde olalım.

Üniversite zamanı hele de kışsa elimizde kahve, o son paragrafı da okumaya çalıştığımızda.
Sabaha karşı değişen seçim sonuçlarını kanlı canlı görmek istediğimizde.
Sevgilimizin sabaha karşı gelen uçağını/otobüsünü beklerken heyecandan uyuyamadığımızda.
Güneş ışıklarını denizin üzerinde gören ilk kişi olmaya inat ettiğimizde.
Gece yarısı korku filmleri uykumuzu kaçırdığında.
Binbir heyecanla acaba bu sene kim kaç tane alacak o Oscar heykelciğinden diye beklerken.
Festivallerin heyecanı içimizde büyürken, internet henüz bebekken, elimizde listelerle Emek Sineması’nın önünde gişeler açılmadan önce yer kapmak isterken..
Peki siz neler için sabahladınız? Şu hayatta neler sabahlamaya değer?
Bugün Saat 16:00′da Taksim Tramvay Durağı’ndaki açıklamanın ardından, 18:30′dan itibaren Yeşilçam Sokak’ta Emek için sabahlıyoruz..
Brazil, Balıkçı Kral,12 Maymun ve Fear & Loathing in Las Vegas gibi filmlerden bildiğimiz Terry Gilliam’dan
genç yönetmenlere hem masal gibi, hem çerez gibi, hem güç hem de cesaret verici tavsiyeler… Filmmaker Magazine‘nin söyleşisi ile…
Ne demiş Terry Gilliam?
Bugün 21 Aralık’mış. Koşuştururken fark ettik. Kuzey yarım kürede kış solisti, senenin en kısa gündüzü veya en uzun gecesi, Oğlak dönencesi, Kuzey kutbunun güneşten en uzak olduğu an, oğlak burcunun başlangıcı, Şeb-i Yelda, Tropic of Capricorn veya Makara Vrutta, Maya takviminin bitişi olduğu rivayet edilen 21.12.12′ye bizim takvime göre 1 yıla kala…

Bugünü en güzelinden kutlamak için !fsel bir önerimiz var. BBC muhabiri Simon Reeve 2007 senesinde Tropic of Capricorn adlı bir belgesel için yola çıkar. 4 bölümden oluşan bu belgeselde Reeve, tropik iklimin güney kıyılarında, Nambiya, Botswana, Güney Afrika, Mozambik, Madagaskar, Batı Avusturalya, Queensland, Şili, Arjantin, Paraguay ve Brezilya’da küresel ekonomilerin, açlığın, küreselleşmenin, AIDS’in ve açlığın izlerini sürer.
Buyrun Arjantin’le başlayın. Youtube’da 19 bölüm daha var..
BENİM ÇOCUĞUM – MY CHILD Trailer from Can Candan on Vimeo.
LGBT birey olmanın ölüm için geçerli bir neden sayıldığı bir ülkede, bir başka yok oluş da aileden gelen ‘Sen benim için öldün artık’ tepkisi. Ya da ‘Yeni bir çocuğa sahip olmak ve o çocukla birlikte yeni bir ebeveyn olmak’.
”Eskiden çocuklarımızın kitaplarını kaplardık, artık dövizlerini kaplıyoruz” diyor LISTAG aileleri. Çocuklarıyla Onur Haftası’nda yürüyor, senelerce aile içinde sır olan ya da reddedilen kimliklerle barışıyorlar ve sadece kendi çocukları için değil tüm çocuklar için yeterince büyük bir dünya istiyorlar.
Çocuklarının kimlikleri ile birey olmak, bir insan olarak kendi kendine karşı dürüst olmak, anne olmak , baba olmak, insan olmak nedir sorularını bir kere daha soran LGBT ailelerin hikayesi Can Candan’ın filmi Benim Çocuğum ile daha görünür olmak için destek arıyor.
San Francisco’daki Occupy alanı saatler önce polis tarafından kaldırıldı, Zuccotti Park’ta yazdan kalan sıcak günler bitti, sonbahar geldi, biber gazlarıyla beraber kış indi. OWS’ten çok önce yaptığı filmlerle Bush ailesi, silahlar, başımıza örülen çoraplar ve kapitalizmle yaşadığımız o zalim ilişki üzerine filmler yapan ve OWS’e de katkısı çok olan Amerika’nın sivri dili Michael Moore, bugün OWS meclisine ”Occupy Winter” isimli bir öneri sundu.
![]()
”Occupy Winter” nedir?
”1. Occupy Our Homes // Evleri işgal edin!
Ey bankalar! Mortgage yüzünden bizi evlerimizden atamazsınız, mortgage planlarını değiştirmede kolaylık yapana ve bize evlerimizi geri verene kadar evlerimizi işgal ediyoruz!
2. Occupy Your College // Üniversiteleri İşgal Edin!
Bir toplumun gelişmesi için çok iyi bir eğitime ihtiyacı olduğunu bilen ülkelerde eğitim ya parasız ya da ucuzdur. Pentagon’a ayrılan bütçe yarıya inene, zenginler vergilerini ödemeye mahkum edilene kadar durmayın. Sonra da bu fonların eğitiminiz için harcanmasını sağlayın, ki böylece mezun olduğunuzda ödeyecek 40.000 dolar borcunuz yerine keşfedilecek bir hayatınız olsun!
3. Occupy Your Job // İşinizi İşgal Edin!
Bu kışı işyerinizin sendikalaşma faaliyeti içinde geçirin, eğer zaten bir sendikaya dahilseniz liderlerinize daha çok çalışmalarını söyleyin.
4. Occupy Your Bank // Bankanızı İşgal Edin!
İşte bu en kolayı. Onları terkedin. Paranızı çekin ve kredi kartınızı da kar amacı gütmeyen bir kuruluştan alın. Eğer bir banka komşunuzu evinden ediyorsa 20 kişi toplanın, basını çağırın ve olayları internette yayın.
5. Occupy the Insurance Man //
Kar amacı güden ve özel sektördeki sağlık sigorta şirketlerini şikayet edin. İnsanlar hastalandığında onlar üzerinden kar elde edemezsiniz!”
Deney/Deneyenler/Deneyim/Mucit/Mucize.. kelime çağrışım oyunlarına açık zihinlerimizi tazelemek için haftasonunu beklerken pek sevdiğimiz deneysel sinemacılar Küçük Sinemalar grubundan haber geldi. 3 Aralık saat 19:30′da Galata Perform’da son zamanlarda yaptıkları film ve video işlerinin yanısıra Amerika’dan Scott Puccio’nun “I am in ♥” ve Scott Stark’in “I Walk with God” adlı 16 mm’lik filmleri gösterilecek.

Sinema gösterimine adını veren Sponeck ise İstanbul’da 1800lü yılların sonunda ilk sinema filminin gösterildiği birahane. Hayaletmeye çalışsanıza Canlı Fotoğraf: Doğal Büyüklükte Hareketli Projeksiyon nasıldır acaba Pera’da bir birahanede?
Sponeck nedir derseniz hayır, Yıldız SSavaşları filminden unutulmuş bir karakter
.jpg)
Oğlu ‘Babam huzur içinde, yüzünde bir gülümsemeyle öldü’ demiş, 84 yaşında geçirdiği bir seri atak sonrası hayatını kaybeden Ken Russell için.
Women in Love, The Devils, Tommy, Lizstomania, The Music Lovers gibi akıldan çıkmayan filmlerin ve müzikallerin ardından, bu dünyanın kafasını kurcalamış olarak ayrılmanın huzuru vardır umarız yüzünde.
Öncelikle animasyon dünyasının çok renkli, çok ruhlu dünyasına girerek başlatıyoruz İstanbul’daki bu çakışan film festivalleri haftasını. İstanbul Animasyon Festivali‘nde !f Istanbul’da da filmlerini gösterdiğimiz Quay Brothers’ın Maska’sı Edebi Uyarlamalar seçkisinde gösterilecek. Pazar akşamına kadar devam edecek olan festival, Yemek Üzerine, Kasımda Aşk Başkadır, Belgeselimsi ve Şu Animatör Türkler gibi bölümler barındırıyor!

Hap gibi yutulan ama akıldan kolay çıkmayan, vurucu ve rengarenk hikaye anlatımlarını bitirip başka bir kısalar festivaline devam ediyoruz. İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali 23. senesinde Fransız Kültür Merkezi, Hollanda Şapeli ve Alman Kültür Merkezi’nde gerçekleşiyor. Özcan Alper, Emre Akay gibi yönetmenlerin de kısalarının yer aldığı festivalde tam 156 kısa’cık var! 
Son durağımız ise 10. yılındaki Pera Fest! İstanbul Modern’in sinemasında gerçekleşen festival 27 Kasım’a kadar devam ediyor ve içerisinde bizim için çok güzel bir sürpriz barındırıyor. Yıllar yıllar önceki bir !f festivalinde yer alan Fausto 5.0, Çok Kültürlü Avrupa Sinemaları: İspanya seçkisinde karşımıza çıkıyor. Sinemamızda Çokkültürlülük bölümünü ise özellikle merak kapsamımızda…
Ne kadar çok izlenecek film, tanışılacak karakter, ve içine girilecek hayat var düşünsenize bu filmlerde!
‘It’s time to free ourselves.’ / ‘Özgürleşme vakti geldi.’
Filiz yollara çıkmış, Cesur Yeni Dünya’yı kuranların izinde. (alıntı ve foto ondan) ‘Intentional nomad’ demiş kendine. Niyetli bir gezgin mi diyelim?
Değişim zamanlarındayız. Herkes kendince yollarda. Kendimizi dinlemeyi öğreniyoruz. İçimize sormayı. Emekliyoruz basbayağı. Sık sık korkuyoruz. Komşular ne der, para ağaçta yetişmez, hep bir adım önde olacaksın, aman aman. Bilinçaltımız heyheyleniyor. Hata yapıyorum diye endişeleniyoruz. Okulda cetvelle vururlardı elimize. Kendi elimize vurmamayı öğreniyoruz. Başkasının kıstasını üstlenmemeyi de. Zor geliyor kendi sorumluluğumuzu almak. Düşüyoruz. Kalkıyoruz. Kalbimizi açtıkça açıyoruz. Yola güvenmeyi öğreniyoruz. Bir de sessiz olmayı.
Bizim gibi bir sürü insan var dünyanın dört bir yanında bu yola başkoyan. Filiz onların hikayelerini topluyor. Kendi hikayesini yazıyor. Herşey çünkü interaktif.
Filiz’i desteklemek için son 4 gün: http://www.indiegogo.com/sacredresonance. Onun yolu bizim de yolumuz olsun. Kalpten yaşanan hikayeleri büyüttükçe yeni bir dünya kurabileceğimizi bilelim diye.
Dünyayı değiştirebileceğimizi bilmek için bol bol umuda ihtiyacımız var.
Yaptıklarımızın farklılık yaratabileceğini ve aslında parçası olmaktan içten içe, sessizce utandığımız sistemlerden çıkabileceğimizi bazen birilerinin bize fısıldaması gerekiyor.
Bir resim binlerce kelimeden daha kuvvetli olabiliyorken, sizleri sistemlerin değişebileceğine ve hayatın sürdürülebileceğine olan inancınızı tazelemek için Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’ne davet etmek ve yaratıcıları Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi ile tanıştırmak istiyoruz.
Sizin ve bizim gibi, yaşamın sürmesi için küçük ve büyük değişimlerin gerekli olduğunu hissedenlerin ‘yaşamı çoğaltacak’ projeleri hayat geçirmek adına bir araya geldiği sivil bir oluşum Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi. Sayfalarından sürdürülebilir yaşamla ilgili kocaman bir yolculuğa çıkabilir ve başka kaynaklara da ulaşabilirsiniz.
02 Aralık’ta başlayacak olan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, dünyayı ne kadar değiştirebileceğimizi anlatan filmlere ve sohbetlere ev sahipliği yapacak. Festival mekanları Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi ve Pera Müzesi Oditoryumu.
WikiLeaks bir süre için yeni yayın yapmayacağını duyurdu.
PayPal, Visa ve PostFinance gibi kurumların finansal kısıtlaması ve blokajı karşısında yapılan bağışların büyük bir kısmını kaybettiğini açıklayan WikiLeaks, bu blokajın ABD hükümetiyle ilgili yayınlarının bir sonucu olduğunu belirtti.
WikiLeaks’i desteklemek için direk para transferi yapabilir, Almanya’dan Commerzbank, İzlanda’dan Landsbankinn yada dijital para birimi olan BitCoin kullanabilirsiniz.